Gerçekten oldum mu acaba ya da asıl soru "Bu işler bu kadar kolay mı oluyor?" olmalı galiba. Toplamda altı cümlelik ve hepi-topu bir kaç saniyelik diyalog kafi midir yani:
-Pardon, atkıma basıyorsunuz!?
-Atkı?
-Sağ ayağınızın altındaki şey, benim atkım.
-Ben onu hiç fark etmedim. Fark etsem basmam yani üstüne. Cidden bak, biler...
-Ayağınızı kaldırsanız da alsam atkımı!
-Yanlışlıkla oldu diyorum ya hu niye kızdın bu kadar? Ne atkıymış arkadaş, Gollum tribine girdin iki dakikada: atkımısss, kıymetlimisss. Al, kaldırdım ayağımı.
-...
Bu kadar basit olabileceğini düşünmemiştim hiç: En azından üç-beş sefer görüp-konuşmam gerekirdi bana kalsa. Türk Dili-I dersinin çıkmış sorularını bile ezberleyemeyecek kadar zayıf olan hafızam, kızın yüzünü, gözümün önüne mıhlayacak kadar güçlenmişti bi anda. Bazen yolda yürürken küçük bi sinek musallat olur, tam gözünüzün önünde uçmak, kısa hayatının en önemli vazifesiymiş gibi davranır ve ne kadar çabalasanız da oradan gitmez ya onun gibiydi şu anda durum. Her ne kadar o şok anında "gollum" falan gibi kelimeler ağzımdan çıkmış olsa da kızı sineğe benzetecek değilim ya hu yanlış anlaşılma olmasın... Kimdi acaba? Kafeye takıldığına göre Ali Kemal Abi tanır belki, gelince sorayım. Ama bi dakika! Önce durumumu netleştireyim; gerçekten aşık oldum mu? Mideme kramp falan girmedi. Bakayım, ateşim var mı?.. Hayır, yok! Kalbim o kadar hızlı atıyor ki ben bunu fark edemiyorum kesin?.. O da rutin güm-gümünde devam ediyor... Demek ki aşık falan değilim. Boşuna birilerine sorup da dillerine düşmeyeyim en iyisi. Hüüpppffffffsssssss... Oha, çaya şeker atmayı unutmuşum! Ahanda belirti bana, harbiden aşık oldum lan galiba!..
-N'apsam, nereden başlasam bu işe?
-Bilmem ki nasıl yapsak?
-Fena aşık oldum lan galiba!
-Harbi durum vahim gibi adamım.
-O kızı bulmam lazım!
-"Gollum" demişsin oğlum kıza!
-Kızı bi bulalım, ben orasını hallederim be muhterem.
-Bence olay "gollum"da bitmiş. Kız sana insan gibi yaklaş...
-Fatih, sen benim arkadaşımsın lan. Şu an bana cesaret, fikir, moral gibi şeyler vermen lazım.
-Ben, seni boş yere ümitlendirmek istemiyorum kar...
-Fatih, kalk git!
-İyi de kardeşim, sen şimdi...
-Fatih, çık radarımdan, ayık ol!
-Bi sigara ver bari oğlum, para yok cebimde?
-Hak ettin mi lan sigarayı!? Yürü git, iyi gün dostu kötü adam Seni. Düğünümüze de gelme lan sakın!
Harbiden gitti adam. Ceza sahasında pas verecek arkadaşını arayan futbolcu kadar yalnızım. İşin kötüsü kızın güzelim yüzünün yerini Fatih'in sigara isterkenki yüzü aldı. Harbiden ya hu neden sigara içmiyorum ki? Şıkt... Çıks, çıks, çıks... Huuuuuffffsssss... Füüüffffsssssss... Bi fırtın bu kadar işe yarayacağını tahmin etmemiştim: İşte yüzü yeniden karşımda. Harbi güzel kız yalnız. Annem de sever görse: Gözleri deniz, kaşları ufuk çizgisi, saçları gökyüzü, burnu sol profilden çok başarılı-kesin hep o taraftan fotoğraf çekiliyordur-, boyu uzun muydu, yoksa sinirlenince karşımda büyüdü mü?.. Ahanda Ali Kemal Abi geliyor.
-Ali Kemal Abi! Bi bakar mısın?
-N'aber Feyyaz?
-İyi be abi n'olsun işte. Senden naber?
-Kötü be kardeşim. Şuraya bak, interneti yirmidokuz liralık aldım güya ama her ay...
-Abi, güzel insan, Ali Kemal Abim tamam, anladım onu. Daha mühim bi mevzu var. Bi kız gördüm Abi! Yarım saat falan önce buradaydı. Hani kafeye gelmiş ya tanırsın belki?
-Adı ne, öğrenci miymiş?
-Ben de bunları merak ediyorum Abi. Ha bi de nasıl bulurum kendisini falan?
-İsim falan yok yani? Kızlara sordun mu? Onlar tanırlar belki?
-Sordum Abi, tanımıyorlar.
-Onların tanımadığını ben hiç tanımam be Feyyazım!
-Abi kameranın tam karşısında oturuyodu, bi baksak kayıtlara? Görünce tanırsın belki?
-Oğlum onun içinde kamera yok ki maket o lan. Öyle görüntü olsun diye koydum onu.
-Bana bi akıl ver o zaman Abi, n'apıcam ben, nasıl bulacam bu kızı?
-Takma lan bu kadar. Rastlarsın yine bi yerlerde, dikilirsin karşısına, dersin ki böyleyken böyle. Mesela biz yengenle...
-Abi Allah aşkına devam etme! Bi perşembe günü saat ikiyi dört geçiyordu, çarpıştınız, yengenin kitapları dağıldı, sen toparladın, yengenin üstünde kırmızı bi kazak, siyah bi etek, siyah çoraplar ve kırmızı pabuçlar vardı...
-İnterneti nasıl yapsam sence?
-Abi dalga geçiyorsun değil mi? Şu durumda bu bi şaka değil mi Abi? Hala sorulacak soru mu bu? Sınırsıza geç Abi, kaç kere söyledim bunu sana. Sabitle faturanı, kafan rahat olsun.
-Haklısın kardeşim, gidip halledeyim şu işi. Hadi ben kaçtım.
-Abi eyvallah, Allah'a emanet...
Hooopppp Ali Kemal Abi de gitti ve bu kez de kırmızı kart gördükten sonra soyunma odası girişinden yarıçıplak maç izleyen bi futbolcu kadar yalnızım... Acaba adı neydi? İpek? Selin? Ceren? Sıla? Buse? Elif? Pelin? Gizem? Işık?.. Facebook'ta arasam?.. Okulun itiraf sayfasına yazsam?.. Nasıl anlatsam?.. Nereden başlasam?.. Ah ne yapsam, ne yapsam kurtulabilsem?.. Ne yapsam gönlümü avutabilsem?.. Ne saçmalıyorum lan ben! Kendine gel Feyyazım, halledecez bu olayı. Dını nının dını nının dını nının dın... Dını nının dını nı nın dını nının dın... Dını nının dını nının dını nının dın... Dını nının dını nının dını nının dın... Kimin lan bu telefon? Ahanda kızın kalktığı masada çalıyor! Dını nının dını nının dını nının dın... Acaba bana sinirlenip telefonunu masada unutmuş olabilir mi? Dını nının dını nının dını nının dın... Bu kadar şanslı olabilir miyim acaba? Dını nının dını nının dı...
-Efen... Alo? Eeee ben, atkına basan kaba insan! Telefonu kafede, masanın üstünde unutmuşsun da uzun süre çalınca bakayım dedim. Tamam o zaman ben buradayım zaten, beklerim seni. Kasaya mı bırakayım? Gerek yok ya hu ben oturuyorum zaten, benden alabilirsin. Tamam o zaman bekliyorum...
***

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder