"Bu şarkının söz ve müziğini, eleman sirkülasyonu sırasında sadece bir albümlük bir süre için bir araya gelen Ritchie Blackmore ve David Coverdale birlikte yaptılar (Bu şarkının yer aldığı 1974 tarihli "Stormbringer", Coverdale'in Deep Purple ile ilk albümüydü ve bu albümden sonra Blackmore, gruptan ayrıldı. 1984'de grup yeniden bir araya geldiğinde Blackmore vardı ama Coverdale artık yoktu.
Oralarda buralarda sürtüp, serseri bir hayat yaşayan kahramanımız (mesele onu, konser ve turnelerde ömür tüketen bir rock şarkıcısı gibi düşünün), aklıbaşında bir kızla birlikte kuracağı sakin ve huzurlu bir hayatı düşlemiştir. Hatta bu konuda, o kıza (diyelim ki onu da konserlerden birinde tanıştığı taşralı saf ve masum bir kız olarak düşünün), ne hikayeler anlatmış.
Tabii bütün bu hikayeleri, o akşam, o kızla birlikte olmak için de uydurmuş olabilir. Aslında ta başından beri hiç niyeti yoktu böyle işlere...
Fesatlık etmeyelim... Belki de öyle bir kız yoktur. Kahramanımız, kafasında yarattığı sanal bir kızla, ileride bir gün, sakin bir hayat kurmayı düşlemiş de olabilir.
Fakat heyhat, kahramanımız anlamıştır ki, huzurlu ve sıradan bir hayatın adamı olamayacaktır! O, her zaman oraya-buraya koşturan bir ganimet avcısı olarak kalacaktır.Giderek yaşlandığını bilmesine rağmen durum böyledir... Yapacak bir şey yoktur. Tabii kızla beraber olduğu gecenin sabahında, kıza ayak atıyor da olabilir: "N'ayır! N'olamaz küçüğüm... Ben serserinin biriyim... Ben sana uymam... Zaten sen de benimle yapamazsın... Hem ben artık gitmeliyim...
Kız bu ayakları yemiş midir? Yoksa "Alçak adam, beni kötü amellerine alet ettin... Şimdi Jonathan abime haber vereyim de seni bir güzel benzetsin!" demiş olabilir mi? Jonathan abisi gelip (Meğer bu da tutucu bir İrlandalıymış, senaryoya bak!), Ritchie veya David'i dövmüş müdür? Bunları bilemiyoruz. En iyisi dedikoduyu bırakıp şarkımıza bakalım...
Sana sık sık hikayeler anlattım
bir serserinin hayatını nasıl yaşadığıma dair
elini tutup sana şarkılar söyleyeceğim günü bekleyerek
sonra belki bana
"gel yanıma ve beni sev" diyecektin
ve ben tabii ki (yanında) kalacaktım
Ama giderek yaşlandığımı hissediyorum
ve söylediğim şarkılar
uzaklarda yankılanıyor
tıpkı dönüp duran
bir yeldeğirmeninin sesi gibi
sanırım ben hep
bir ganimet avcısı olarak kalacağım
Çok zamanlar bir yolcu oldum
yeni bir şeyler aradım
eskinin günlerinde
soğuk gecelerde
sensiz dolandım durdum
ama o günlerde
gözlerimin seni yanımda dururken gördüğünü düşündüm
körlük kafa karıştırsa da
senin orada olmadığını gösteriyor (sonuçta)
Ama giderek yaşlandığımı hissediyorum
ve söylediğim şarkılar
uzaklarda yankılanıyor
tıpkı dönüp duran
bir yeldeğirmeninin sesi gibi
sanırım ben hep
bir ganimet avcısı olarak kalacağım
Sanırım ben hep
bir ganimet avcısı olarak kalacağım..."
Hamiş: Alper Eğmir'in 02 Eylül 2002 tarihli yazısından ve andrew'un Ekşi Sözlük'teki 14 Şubat 2005 tarihli entrysinden alıntıdır...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder