Biz ki ustasıyız o havalara gomanın! Hayatı, okaliptüsü fazla kaçırmış koala kafasında yaşar; çayı, ince belliden çift şekerli içer; sigarayı ise ancak ve ancak kibritle yakarız. Mübalağayı çılgınlar gibi sever, aklımıza estikçe de yazar-çizeriz muhterem...

21 Ekim, 2011

Az Bi Saniye Muhterem!..





Neden buradayım?..
N'apacağım?..
Nereye gideceğim ya da nasıl gideceğim?..

Bu sorular zihnimi kuşatmış durumda. Geç kaldım bunları düşünmeye başlamak için, biliyorum. Ama çabalıyorum işte be muhterem. Hem çıkmayan canımızdan neden ümit keselim değil mi?

Evet, çok kavga ettik nasip-kısmet uğruna ve çok dalaştık "Kapağı ver, kulbu al" bencilliğini kendimize düstur edinerek. Sapa, kulba, kaba itibar etmişliğimiz olduğu gibi para, pula, ihtişama aldanıp kanmışlığımız da vardır çılgınlar gibi. Amma ve lakin şimdi durdum ve çekildiğim köşeden bakıyorum bu ibret tablosuna ve görüyorum ki kimi tatlı peşinde, kimininse tuzu yok. Çok tanıdık geliyor bütün yüzler, bütün hal-hareketler ve elbette ki bütün çirkinlikler. "Sende böyle birisin işte adamım" diye kızıyorum kendime ve şöyle bir sonuç çıkıyor bütün beyin fırtınalarımdan: "Nasıl ki içi boş tencerenin bi sofrada yeri yoksa, içi boş insanların da senin dünyanda yeri olmasın artık. Ve sende içini güzelliklerle doldur ki, haddini bilip kem söz söylemeyen, elalemin namusuna yan gözle bakmayan o içi dolu insanların sofrasında bir yerin olsun inceden..."

Geç kaldım bunları düşünmeye başlamak için, biliyorum. Ama çabalıyorum işte be muhterem. Hem çıkmayan canımızdan neden ümit keselim değil mi?..


  

Hiç yorum yok: