Öncelikle Bölüm 1 için: http://ikiogrencibisivil.blogspot.com/2011/08/ne-atkyms-arkadas.html
Şimdi ben, iki sorunun cevabını merak ediyorum:
1- Ben kimim?
2- Burada tam olarak ne işim var?
Aslında sorular bunlar değil ama artık her an gelebilir ve bu düşünce, beni saçmalatmak için yeterli. Şu an yanımda biri olsa, saçlarımdan nabzımı ölçebileceğine yemin edebilirim. Herkesin başına gelebileceğini düşünmek beni rahatlatmıyor zira kızın telefonu bendeydi ve O, telefonunu benden alacaktı. Vakt-i zamanında kalbi görevini yerine getirmek üzere TSK (Türk Sevdalı Kuvvetleri)'ya katılıp Sevdatepe 28. Piyade Tugayı'nda 3-5 nöbeti tutmuşluğu olan bir büyüğümün naklettiğine göre "Sevdalığın başladığı yerde mantık biter"miş. Sanırım artık bu sözü ben de başkalarına söyleyebilirim. O değil de ben neden kapıya ters oturuyorum acaba? "Eve geç kalan oğlunu" bekleyen baba ruh haline neden giriyorum ki? Kalbim öyle hızlı atıyor ki, biraz evvel bir BMW 7,45 ile kapıştığımı düşünmeye başlasam, bir kaç saniye geçmeden kendimi buna inandırabilirdim.
Toak... Toak... Toak... Toak... Toak... Toak...
-Şey... Afedersin, telefonumu alabilir miyim?
-Şey... Afedersin, telefonunu alabilir miyim? (Burayı gerçekten kafamda kurmamıştım. Sadece mantık bitmişti, hepsi bu)
-Telefonum sende zaten!
Bak yine aynı şeyi yaptı. Bu kız neden bana bu kadar kötü davranıyor ki? Acaba çok mu belli oluyor durumum? Kulağımda "En büyük aşık, bizim aşık" nidaları çınlıyorken nasıl belli olmasın ki?.. Şu an aklıma ne geldi biliyor musunuz? Ben bu kızın gözlerine baktım ve O'na "Gollum" dedim! Yetmedi bir de üstüne taklidini yaptım "atkımıısssss" diye. Bunu düşünmeseydim süper olabilirdi ama bilinçaltım, kelebek gibi uçup arı gibi sokmak suretiyle geriye kalan her şeyimi nakavt etti sanırım.
-Pardon ya hu dalmışım öyle, bi an Sen şey yapınca ben de saçm...
-Beklemene gerek yoktu, kasadaki arkadaşlara bırakabilirdin.
-Kahve içer misin?
-Anlamadım?
-Kahven diyorum ya hu nasıl olsun?
-Dokunmatik ekranlı!
-Nasıl?
-Telefonumu diyorum, alsam artık?
Reddedildim! Çok mu yanlış yerde teklif ettim acaba? Bi daha denesem mi şansımı? Yok lan daha ne şansı? "Benimle kahve içmezsen telefonunu vermem" diyecek halim yok ya kıza...
-Benimle kahve içmezsen telefonunu vermem!
-Ya hu deli misin be adam? Atkıma basman yetmedi, bana "Gollum" dedin. O de yetmemiş olacak ki bi de üstüne taklit yaptın "atkımıssss" diye. Şimdi de hiç üzerine vazife olmadığı halde sahiplendiğin telefonumu bana vermek için kahve içmemiz gerektiği söylüyorsun!
Yaptı işte; vurdu yüzüme. Yalnız atkısı da gerçekten güzelmiş be muhterem. Gözleri taktığı atkıya göre renk değiştiriyor olmalı. Yoksa böylesi bir uyum yakalamak mümkün olmazdı sanırım. O değil de kaşlarını öyle bir çatmış ki, güneş saçlarından hızlıca kayarak, kaşlarıyla gözleri arasında bi yerlede batıyordu. Güneşin balçıkla sıvanamayacağı insanoğlunun binlerce yıllık tecrübesince sabitti ama batması engellenebilir miydi acaba? Huuuufffffff derin bir nefes, bi anlık akıl gelmesi ve...
-Atkı için özür dilerim. Tabi "Gollum" için de. Ve tabii ki taklit için de. Kabalık ettim, gerçekten özür dilerim. Telefonunu kasaya bırakmadım. Çünkü özellikle karşılaşmak ve kusuruma "tam telafi nakli" yapmak istedim. Aslında kahve de bu yüzdendi. Yanlış anlamadın umarım. İşte telefonun. Tekrar özür dilerim.
Bu konuşan ben değilim yalnız, onu söyleyeyim. Çünkü ben hayatımın hiç bir döneminde bu kadar bilinçli biri ol(a)madım. Bana dublaj yapan her kimse, kendisine çılgınlar gibi minnettarım.
-Neyse ya hu bu kadar abartılacak bi durum yok. Ben de kabalık ettim; sonuçta durduk yere, bilerek atkıma basacak halin yoktu. Ben de özür dilerim.
Şimdi bi kahve taklifi daha yapsam nasıl olurdu acaba? Siz ne düşünürdünüz kızlar? Kafamın içindeki kızlarla konuşmaya başladım lan, durumum gerçekten çok vahim.
-Yok ya hu özürlük bi durum yok. Yani ben özür dilenecek bi adam değilim.
Bunu laf olsun diye söylemiyorum ama muhterem. İnsanların benden özür dilemesi gerçekten hoşuma gitmiyor, n'apayım? O değil de kahve teklifi işi n'apsam?
-Ayrıca telefon için teşekkür ederim, başkası olsa alıp gidebilirdi de.
-Önemli bi şey değil ya hu. Hem iyi oldu, Seni tekrar görmüş oldum.
Oha ne dedim lan ben!? Daha doğrusu ne diyebildim? Şu an kendimle gurur duyuyorum muhterem. Biraz daha uzasa şu muhabbet var ya olur bu iş. Karşılıklı özürlerle tekrar dümdüz bir ufuk çizgisi halini alan kaşları, tebessüm etmek isteyen dudaklarına daha fazla karşı koyamayınca, biraz evvel batmak üzere olan güneş, işte şimdi yeniden saçına toka ediyordu kendini. Gündüz vakti yakamoz görüyorum desem inanır mısınız? Gözlerinin içinde ışıklar, suyun üzerinde dans ediyor rersmen.
-Şey... Evet iyi oldu. Yani en azından birbirimizi kötü hatırlamayız.
Tam zamanı galiba!
-Bi kahve mi içsek acaba? Yani çay da olabilir, ne bileyim Ice Tea Şeftali de olur. Yiyecek bi şey de olur. Yani biraz laflarız o sırada. Tabi vaktin varsa?
Ah bi de durmam gerek yeri bilsem. "Kahve mi içsek" dedin, orada dur işte adamım. Ama yoook illa bi laf kalabalığı yapacağım.
-Teşekkür ederim ama gitmem gerek. Zaten telefonumu unuttuğum için yeterince geç kaldım. Tekrar teşekkür ederim.
...(Düşünmeyi bıraktım artık)
-Rica ederim. Yani şey işte...
Ahan da bayağı bayağı gülümsüyor lan bana.
-Belki yine karşılaşırız. Ben sevdim burayı, gelirim arada-sırada.
Meali: Beni tekrar görmek istiyorsan, bu kafede yatıp kalkacaksın artık.
-Pekala o zaman. Ben de çok zaman geçiririm buralarda. Karşılaşırız yani. İnşallah yani. Amin yani. Ben daha fazla saçmalamasam iyi olacak.
İyiden iyiye gülüyor lan kız...
-Görüşmek üzere.
Döndü ve uzaklaşmaya başladı. A şehrinden yola çıkıp zıt istikametlerde, aynı hızla yol alan iki araç gibiyiz şimdi. Bi dakika lan! Bari ismini öğrenseydim. Biliyorum; sesim, dolmuştan inmek istiyormuşum da şoföre seslenecekmişim gibi çıkacak ama olsun.
-Bu arada adım Feyyaz!
-Zeynep ben de!
Feyyaz...Zeynep... Benim bittiğim yerde O başlıyor gördünüz mü? Gülümsüyor... Tekrar arkasını dönüp yürüyor... Ve evet, gözden kayboluyor. Temdit penaltısını gol yapamadığı için takımını şampiyonluktan eden bir gol kralı kadar yalnızım şimdi. O değil de şu an aklıma ne geldi biliyor musunuz? Kızın telefonu dakikalarca bende kaldı falan-filan ya hani. Kendi telefonumu çaldırıp da kızın telefonunu kaydetmeyi akıl edemedim! Evet, şu an aklıma bu geldi. Eyvahlar olsun; Ben gerçekten aşık oldum galiba muhterem...
-Ali Kemal Abi!
-Efendim Feyyaz?
-Çay banaahhhh, hem de demli!..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder