Biz ki ustasıyız o havalara gomanın! Hayatı, okaliptüsü fazla kaçırmış koala kafasında yaşar; çayı, ince belliden çift şekerli içer; sigarayı ise ancak ve ancak kibritle yakarız. Mübalağayı çılgınlar gibi sever, aklımıza estikçe de yazar-çizeriz muhterem...

18 Haziran, 2012

Saat Kaç Muhterem?..





-Saat kaç muhterem?

-Eti kemik geçiyor!

-Haha çok komiksin!

-E sen de vazgeç abi sormaktan...

-Bunlara hala gülebiliyorsun lan, imreniyorum bazen sana.

-Sen de aşıksın ya hani, mütemadiyen saçmalıyorsun ya, ben de sana imreniyorum.

-İmrenilecek bi şey yok lan bende.

-Aşk adamı vuruğ, döneğ döneğ vuruğ. Döneğ döneğ vuruluğsun, vuruldukça döneğsin. Aşıklağ ölmez...

-Bende aşıklık istidadı yok muhterem!

-"Bende Mecnun'dan füzun aşıklık istidadı vağ! Aşık-ı sadık menem, Mecnun'un ancak adı vağ..." demiş Fuzuli.

-Onda cevher varmış!

-Gendiyne iftira etme; Sende de...

-Tamam lan, dalga geçme benimle. Bi haller, bi Kuşçu tripleri... Saat kaç?

-Sınava 570, ders çalışmamıza 510 var.

-Sıkılmadın değil mi bu cevaplardan?

-Yok abi, iyiyim böyle.

-O zaman attır bi cigara!

-Güzel filmdi haaa.

-Cigarasına bi oyun oynayalım mı? 

-Kumar mı?

-Yoo basit bi oyun: Sana bi soru soracam; bildin, bildin. Bilemezsen veriyorsun bi cigara!

-Abuk bi soru soracaksın. Niye durup-dururken sigaramı riske atıyorum?

-Tamam oğlum, sıkıldım. Attır bi cigara işte... Saat kaç?

-Tek dala 5 var!

-O kadar oldu mu ya hu...

-Sonra diyorsun ki bende aşıklık istidadı yok.

-Girme o mevzuya muhterem. Zaten kaç zamandır Orhan Gencebay dinlemekten helak oldum.

-O ne alaka lan?

-"Ayşem" deyu şarkısı var adamın.

-Senin kızın ismi Ayşe'ydi değil mi lan?

-Ayşe oğlum. Bilmiyormuş gibi ne soruyorsun!

-İyi de şarkı "Ayşem" değil, onu nasıl yapacaz?

-"Ayşem" lan işte.

-Değil abi, "Ayşen" o. İyelik eki falan yok orada, direkt Ayşen diye bi kadına yazmış adam şarkıyı.

-Olur mu lan öyle şey! "Ayşem" deyu inletiyor adam ortalığı. Hem Ayşen deyu isim mi olur!?

-Mesela Ayşen Gruda var abi.

-O Ayşe'dir aslında. Meşhur olduktan sonra değiştirmiştir.

-Yok abi, hep Ayşen'miş. Zaten Orhan Baba'da bu şarkıyı Grudalar'ın Ayşen'e yazmış derler!

-Kafa açma oğlum benimle!.. Saat kaç?

-3. demliği 4. bardak geçiyor!

-Hasbinallah!..

-Tamam abi sinirlenme. Kafanı dağıtmaya çalışıy...

-Oğlum var ya, Senin dediğin gibi saçmalamak ile aşk arasında doğru bi orantı olsaydı, Senden daha aşığı olmazdı.

-Tamam abi ciddi ciddi konuşalım! Anlat hele, nedir durum?

-Durum vahim kardeşim. Öyle bildiğin gibi değil! Kanmayacaktım bi derya gülüşe ve bakmayacaktım leb-i derya yeşil gözlere! Gülüşünden babam çıksa yerim biliyor musun muhterem? Çam ağacı gibi bi de gözleri:   Güçlü, asil, güzel ve dört mevsim solmayan bir yeşil. Hele de o çam ağaçlarının dallarından sığıcıklar kanatlanıyor ya sürü halinde, gülüşünün üzerinde dans ediyorlar ya işte hiç bakmayacaktım o manzaraya!..

-Ohoooo harbiden bildiğim gibi değilmiş abi.

-Çay var mı? Bi de cigara attır bi tane daha!

-Hani içini yakan başka bi şey bulunca çayı bırakacaktın?

-Çay harareti alır kardeşim, hiç duymadın mı bunu?

-Olur mu abi öyle şey. Yazın 30 derecede, güneşin altında bi bardak çay iç bakalım n'oluyorsun!

-Yine geyiğe sardık!.. Saat kaç?

-"Es-salatu hayrun mine'n-nevm"i 9 geçiyor abi!

-Ezan okundu mu lan?

-İşte 10 dakika oldu abi şimdi. Sen şu süslü cümlelere girmeden hemen evveldi.

-E oğlum müzik çalıyor burada, söylesene kapatalım!

-Önce biz başlamıştık abi.

-Şu vakitte bile böyle kafa açabilmen takdire şayan aslında biliyor musun!?

-Biliyorum abi. İçten içe de takdir ediyorum zaten kendimi. Onu-bunu bırak da şimdi, n'apacaksın bu işi?

-Ne n'apacam oğlum! Duruyorum öyle işte arka koltukta unutulmuş gibi. Ama günün birinde de kalkacam bu duraktan dolmuş gibi.

-Hemen yarın sabah kalk abi o duraktan? Terliğin bile var lan ayağında daha ne bekliyorsun, eksik bi şey mi var?

-Öyle bi şey ki bu, kolay anlatamam. Atsan atılmaz, satsam satamam.

-Ne güzel şarkı ama değil mi abi?

-Çalsana dinleyelim lan.

-Böyle şarkıları dinleyince benim de aşık olasım geliyor be abi. Ama doğru kızı henü...

-Tamam muhterem; şarkıyı çal, bi bardak daha çay koy, bi cigara daha attır ve geyiğe de vurma artık! Ha bu arada saat kaç oldu?

-Her sabah güneşi bekleyen kızların mahmur gözlerini ovmasına 17 var abi.

-O vakit şu şarkıyı dinleyelim bi tur, sigaraları da öldürelim de sonra Nevzat Amca'nın oraya geçip bi "PoğaÇay" yapalım muhterem.

-Hem de çılgınlar gibi yapalım abi!

-Orhan Baba harbiden "Ayşen" mi diyor lan?

-Vallahi öyle diyor abi. Ben de ilk öğrendiğimde sükut-u hayale uğramıştım ama zamanla alışıyor insan.

-Başka "Ayşeli" şarkı-türkü biliyor musun lan?

-Mutaf'ın var abi "Ayşa" diye. O olur mu?

-O nasıldı ki?

-"Ayşa Ayşa duy sesimi, Ayşa Ayşa gör halimi" falandı hani?

-Lan oğlum hala mı kafa açıklığı? Bak gülüyor bi de!

-E komik ama abi kabul et.

-Tamam oğlum tamam. Kalk gidelim, şarkıyı da hiç ettin zaten...



15 Haziran, 2012

-Ali Kemal abi! İki süzekli çay verir misin buraya

14 Haziran, 2012

Ustamın Dediği!





-Birdir bir, yerin dibine gir!

-İkidir iki, ormandaki tilki!

-Üçtür üç, atlaması pek güç!

-Dörttür dört, vur bir göt!

-Beştir beş, beş kardeş!

-Altıdır altı, hakem verdi penaltı!

-Yedidir yedi, kedi yemeğimi yedi!

-Sekizim seksek, dünyayı gezsek!

-Dokuzum durak!

-Onum oturak!

-Onbirim çifte minare!

-Onikim Maria'ya mektup!..

Mürekkep bitti mevzuunu hatırlayan dostlara selam olsun...


13 Haziran, 2012

7'de Devre, 15'te Biter!..





-Anne sokağa inebilir miyim? Derslerimi bitirdim, göstereyim istersen?

-Ne işin var sokakta?

-Ama anne beni bekliyorlar, maç yapacağız arkadaşlarla.

-Üstünü başını berbat edeceksin bir de!

-Söz bir şey yapmayacağım anne, n'olur izin versen?

-Olmaz dedim, git kitap oku.

O devirde, o yaştaki bi çocuk için kızmak diye bir şey olmadığı için sadece ağlamayı becerebildi Gökhan. Ama aradan çok geçmeden kapı çaldı ve Gökhan yüzünü, gözünü ve hatta sümüğünü çarşafına silerek bir umutla kapıya koştu. Herkes bilirdi ki eve misafir gelirse onların yanında dışarı çıkma izni almak daha kolay olurdu. Annesi ondan önce davranıp kapıyı açtığı için annesi ile kapının arasına kafasını zor da olsa sokarak gördü gelenlerin kim olduğunu: Mehmet, Mile İsmail, Fakir Hakan, Bayram ve Cici Uğur.

-Ayhan Teyze n'olur gelsin Gökhan

-İsmail evladım Sen daha geçen hafta kaldırıma çarpıp çeneni yarmadın mı? Annen nasıl sokağa salıyor hala seni?

-Geçti o Ayhan Teyze, dikişleri bile aldırdım. Gökhan hadi, annen izin verdi!

-Ben izin falan vermedim. Sen de çek şu kafanı aradan oğlum!

-Ayhan Teyze saat beşte Power Rangers başlıyor. O saate bitiririz maçı. Zaten saat üç neredeyse.

-Anne gideyim lütfen. Bak bugün çıkayım yarın bütün gün kitap okuyacağım?

-İyi tamam git ama baban Seni sokakta top oynarken görürse diğer kolunu da o kırar haberin olsun.

-Olleyyy bee. Bekleyin üstümü giyinip geliyorum.

-Dur para vereyim sana; gelirken iki tane de ekmek al. İnerken Gülten Teyze'ye de uğra, sor bakalım dışarıdan bir şey istiyormuymuş.

-Paranın üstüyle futbolcu kartı alabilir miyim anne?

-Şansını zorlama istersen!

-Şakaydı ya hu...

***

-Beyler onda devre, yirmide biter!

-O kadar zamanımız yok oğlum! Yedide devre, onbeşte biter yapalım?

-Tamam. Ben Gökhan'la adım atışacağım. Gel Gökhan.

Aldım, verdim, aldım, verdim, aldım, verdim, aldım, verdim, ALDIM!..

-Tamam başla Gogo

-Mile'yi aldım.

-Fakir bendensin.

-Mehmet.

-Hasan.

-Cici.

-Orhan

-Şota

-Oğlum çok güçlü oldunuz lan!

-Sen alsaydın oğlum o zaman!

-Tamam lan. Oğuz gel.

-Tolga

-Baggio

Gökhan'ın Takımı: Mile İsmail, Mehmet, Cici Uğur, Şota ve Tolga

Bayram'ın Takımı: Fakir Hakan, Dobi Hasan, Orhan, Oğuz ve Baggio Faruk

-Kaleleri ondört adımdan yapın da başlayalım oğlum artık.

-Nesine oynuyoruz Gogo?

-Gazozuna!

-Oğlum Vedat Abi'nin bakkala meybuz gelmiş! Meybuzuna oynayalım?

-Tamam meybuzuna oynuyoruz!


-Dobi, Fakir defansta durun bak, çıkmak yok.

-Ben zaten çıkamıyorum. Sen Fakir'e söyle onu.

-Tamam oğlum çıkmayacağım zaten.

-Cici güzel kalecilik yap bak; iki gol yeyince çıkacağım diye tutturma. Geçen maç Wakabayashi gibiydin, öyle ol yine.

-Tamam oğlum hadi başlayın artık.

-Beyleerrrr dikkatli olun, top Cevdet'in bahçesine kaçmasın! Mileeee gel santra yapalım.

***

-Maça başlamadan söyledim o kadar dikkatli olun diye. Al işte adam kesti topu!

-Ben anlamam Gogo, biz 13-9 öndeydik. Alın bakalım meybuzları.

-Maç bitmedi ki oğlum. Belki biz kazanacaktık?

-Hep böyle mızıkçılık yapıyorsun zaten oğlum. Niye izin aldık ki Ayhan Teyze'den!?

-Ne mızıkçılığı oğlum? 13-9'dan devam edeceğiz sonra. Beyler benimle fırına gelen var mı?

-Ben geliyorum, annem ekmek istemişti.

-Görüşürüz beyler, haydi gidelim Mile...




12 Haziran, 2012

Geçmişe "Dalmak"...





Japon yönetmen Kunio Kato'nun 2009 yılında "kısa film - animasyon" dalında Oscar kazanan filmi Küçük Küplerden Ev [Tsumiki No İe], bir insanın zaman-yalnızlık grafiğini çiziyor adeta. Geçmişe dalmak gibi soyut bir eylemi, müthiş bir ustalıkla somutlaştırıyor yönetmen. Bize de izleyip, geçmiş-bugün-gelecek üzerine kafa patlatmak kalıyor muhterem.

İyi seyirler ola...